Germir Surp Stepanos Ermeni Kilisesi

1858’de yanan eski kilise yerine, 1860 yılında 1500 altın harcanarak tamamlanan yapının örtüsü ve yan duvarlarının büyük bölümü bugün mevcut değildir. Narteks ve galeri kapatılarak eve dönüştürülmüş, ek duvarlarla, diakonikonun önünde ikinci bir “ev” daha yapılmış, naosun ortasında, muhtemelen kilisenin taşlarıyla örülen duvarlarla sınırlandırılmış bir bahçe oluşturulmuştur

Doğu ve batı duvarları, kilisenin üç nefli bazilikal planlı olduğunu göstermektedir. Narteks eve dönüştürüldüğünden, giriş özgün durumunu yitirmiştir. Doğuda, yarım daire planlı apsis ve iki yanında pastoforion odalarıyla bu odaların kuzey ve güneyine bitişik mekanlar bulunmaktadır. Dışarıdan da girilebilen bu mekanlardan kuzeydeki vaftizhane, güneydeki şapel olmalıdır. Narteksin kuzeyindeki merdivenle galariye ulaşılmaktadır

Kesme taştan yapılan kilisede, mevcut kısımlardan anlaşıldığı kadarıyla iç yüzeylerin yer yer kalem işi tekniğinde bezendiği görülmektedir. Batı duvarında; kapı ve pencere çevrelerinde, stilize edilmiş bitkisel motiflerden oluşan mavi kenar şeritleri ve prostesisteki sarı ve yeşille renklendirilmiş silmeyle, silmenin altındaki perde saçakları ve yeşil kuşak, yapının bezeme üslubunun ipuçları olarak değerlendirilmelidir

İlginize Çekebilir

Germir Surp Stepanos Ermeni Kilisesi

1858’de yanan eski kilise yerine, 1860 yılında 1500 altın harcanarak tamamlanan yapının örtüsü ve yan …

bir yorum

  1. ferhatcicek

    Günümüzde, duvarlarının bir kısmı, iç sütunları ve bölümleri bulunmayan kilise, ahır ve konut olarak kullanılmaktadır. Yapının batı ve güney duvarlarına konut yerleşmiştir. Apsis duvarları ve batı duvarı hâlâ ayaktadır. Narteks kısmı konut olarak kullanıldığı için yapıya kuzeybatı duvarından girilmektedir. Narteksin üst katı, kemer iç dolgularından anlaşılacağı gibi, moloz taş örgüyle sonradan kapatılmıştır. Ortaya ve yanlara küçük birer pencere açılmıştır.

    Yapı, zaman içinde geçirdiği bozulmalar sebebiyle net bir plan şeması sunmamaktadır ancak, kısmen ayakta kalmış olan dış duvarlar ve iç yüzeylerdeki izler, plana dair bir fikir vermektedir. Çatısı günümüze ulaşmamış olan yapının duvarlarının açıkta kalmış olması nedeniyle, özgün iç yüzeydeki sıva kalıntıları korumasız, doğa ve insan tahribatına açık durumdadır.

    Yaklaşık 2710 metrekarelik bir alanı kaplayan arazi düzdür ve köyün girişine yakın konumdadır. Yapının doğu kısmı taş evlerin oluşturduğu sokağa, batı kısmı ve önünde uzanan geniş avlusu ise köyün girişinden geçen anayola cephelenmiştir. Kiliseyi batı ve güney yönlerde çevreleyen avlu duvarının üzerinde yer alan ve bugün kapatılmış olan iki adet açıklığın özgün kapılar olduğu düşünülmektedir.

Bir cevap yazın

X