Gülük Cami

Düzgün olmayan dikdörtgen şeklindeki yapı, doğu bölümündeki cami ve batısındaki medrese ile bir bütünlük gösterir. Bu yapı hemen kuzeyinde yer alan ve Kölük Şemseddin tarafından yaptırılan hamam ile birlikte bir külliye teşkil eder.

Medrese ve cami organik olarak birbiriyle mükemmel bir biçimde bütünleşmiş ve aynı tarihte inşa edilmişlerdir. Cami ve medresenin taç kapıları birbirinden ayrı olarak kuzey cephesinde yapılmıştır. Cami ve medresenin girişleri her ne kadar ayrı ise de içeride harim ile medresenin avlusunu birbirine bağlayan geniş bir açıklık bulunmaktadır.

Cami derinlemesine yönelen bir plan sisteminde inşa edilmiştir. Orijinalinde mihraba dik olarak uzanan sahınlar, bir çok onarım sonucunda değişikliklere uğramıştır. Fakat mihrab önü kubbesi ve devamındaki küçük bir açıklıktan oluşan iç avlu plan şemasını korumuştur. Bu plan şeması Kayseri’deki camilerde yaygın olarak uygulanmıştır.

Yapının orijinal planı hakkında farklı görüşler ileri sürülmektedir. Medresenin camiye sonradan eklendiği ifade edilmektedir. Güney duvarının doğu kısmındaki eğimi, duvar dışında yapılan hafriyatta temelde kot bakımından farklılıklar olduğu, duvarın doğu köşesine yakın kısmının temelinin daha yukarıda başladığı, doğu duvarı ile kuzey duvarın cami kapısına kadar kısmının malzeme ve işçilik yönünden benzerliği ve diğer duvarların farklılıklar gösterdiği belirtilmektedir. Bütün bunlardan hareketle caminin doğu tarafına bir ilave yapıldığı düşünülmektedir. Bu ilaveye köşe kapısı ve kıble duvarına paralel sahnlar dahil olmaktadır.

Yapılan araştırmalar neticesinde çinili mihrabın altında orijinal taş mihrab çıkarılmıştır

Caminin beden duvarları orijinal olmasına karşın medresenin kuzey duvarı yenilenmiştir. Yapının cephelerine bakıldığında; bütün duvar
larını üstte çevreleyen “S” profilli kornişten bir taş dizisi dikkati çekmektedir.

Doğu cephesi; duvarın üst kısmında dikdörtgen dört pencere yer almaktadır. Pencerelerin her biri bir sahna açılmaktadır. Pencereler cami içinde yuvarlak kemerli dikdörtgen nişler içerisindedir. Kornişin alt kısmında iki çörten bulunmaktadır.

Güney cephesinde; duvarın doğusunda, taş söveli dikdörtgen iki alt pencere, cephenin medrese bölümünü teşkil eden güney batı tarafında ise camiye açılan bir alt ve bir üst, medreseye açılan bir alt iki üst şeklinde, iki sıra halinde pencereler bulunmaktadır. Bu pencereler dikdörtgen nişler içerisindedir. Güney cephe orasında dikdörtgen şeklinde duvardan çıkıntı yapan payandalı mihrap görülmektedir.

Batı cephesi duvarında alt katta üç mazgal pencere, üstte tamirler sırasında genişleyen ilki kareye yakın dikdörtgen küçük bir pencere ve üç mazgal pencere sıralanmıştır.

Külliyenin kuzey cephesi, aynı zamanda cami ve medresenin ön cephe duvarını oluşturmaktadır. Cami ve medresenin giriş kapıları bu cephe üzerindedir. Kuzey cephesinde; eski cami kapısının sivri kemerinin üzerinde yatık dikdörtgen şeklinde bir penceresi bulunmaktadır. Bu cephede, kuzey duvarının batı köşesinde yenilendiği anlaşılan sivri kemerli bir niş içerisinde medrese kapısı yer almaktadır. Kapının üstünde doğuya doğru bir çörten bulunmaktadır. Duvarın kuzey batı köşesine yakın yerde dikdörtgen şeklinde beyaz mermerden bir tamir kitabesi bulunmaktadır. Bu kapının doğusunda hemen hemen aynı özellikleri taşıyan, eşiği diğerinden daha yüksek seviyede bulunan caminin kapısı yer almaktadır. Sivri kemerli kapı nişinin üzerinde yatık dikdörtgen şeklinde bir pencere vardır. Bu kapının da üstünde ikinci bir çörten yer almaktadır. Bu kapı çok oynanmakla birlikte cami kapısıyla büyük benzerlikler göstermektedir. Medrese kapısı sivri kemerli bir niş içerisinde kitabesiz ve rozet süslemesi olmadan diğerinden daha sade bir şekilde ele alınmıştır.

Kuzey duvarı üzerinde köşe taç kapısına yaklaşık 11 metre, medrese taç kapısına yaklaşık 8 metre uzaklıkta, caminin kuzey kapısı bulunmaktadır. Kapı kesme taştan sivri kemerli derince bir niş içerisindedir. Sivri kemerin hemen altında dikdörtgen şeklinde üzerinde üç satır halinde yazıya sahip kitabe ve onun altında kare bir çerçeve içinde rozet yer almaktadır. Kapının geçmeli taşlardan meydana gelen basık kemeri ile yukarıdaki bölüm arasına sonradan sundurma şeklinde bir çıkıntı eklenmiştir. Kemer yuvarlak başlayıp düz devam eden ve yuvarlak profille taş sövelere oturan konsollara dayanmaktadır. Bu kapıya da yoldan merdivenle inilmektedir. Cami içinde camekanlı bir bölüme alınan kapıya üç basamaklı merdivenle çıkılmaktadır.

Caminin kuzey doğu köşesinde “köşe taç kapısı” bulunmaktadır. Taç kapı beden duvarlarından dışarı doğru taşkınlık yapmamakta, ancak kütlevi görünüşünü korumaktadır. Dikdörtgen formlu taç kapıyı iki yanda kalan izlerden belli olan köşeli sütunceler sınırlamaktaydı. En dışta kademeli olarak birbirini takip eden iki ince şeritten sonra iç bükey bir geniş bordür yer almaktadır. Bu bordürün üstte devam edip etmediği belli olmamakla birlikte büyük bir ihtimalle üst kısmı da çerçevelemekteydi. Bordürü takip eden bir başka bordürün hemen üstünde soldaki tamamen sağdaki ise büyük ölçüde harap vaziyette olmak üzere iki kabara yer almaktadır. Bunların arasında dikdörtgen şeklinde taş üzerinde üç satır yazılı kitabe bulunmaktadır. Kapının yedi sıra mukarnaslı kavsarası, mukarnaslı tablalara oturan teğet bir kemerle çerçevelenmiştir. Mukarnaslı tablaların altında taşa oyularak meydana getirilen sütunceler yer almaktadır. Üç basamaklı merdivenle inilen kapının girişi alt kısımları dilimli olan basık kemere sahiptir. Bu kemer taş söveler üzerinde yer alan mukarnaslı tablalara oturmaktadır. Kapı nişinin yan duvarlarında taş üzerine oyularak meydana getirilen teğet kemerli birer alan içerisinde dörder sıra mukarnaslı kavsaraları olan mihrabiyeler yer almaktadır. Mihrabiyelerin nişleri beş kenarlıdır. Mihrabiyelerin kemerlerinde taç kapının kemerindeki bitkisel bezemeye benzeyen bir süsleme yer almaktadır.

Ahşap kanatlara sahip olan kapı camiye dikdörtgen şeklinde açılmaktadır

Harimde diğerlerinden daha geniş ve yüksek bir orta sahn ile bunun batısında kıble duvarına dik olarak uzanan bir ikinci sahın yer almaktadır. Bunlarla birlikte doğu kısmında kıble duvarına paralel olarak uzanan beş sahın ana hatlarıyla caminin planını meydana getirmektedir

Orta sahnın mihrab önündeki kubbesi üç yöne profilli sivri kemerlerle açılmaktadır. Kuzeye doğru beşik tonozla devam eden bu sahın ortada kuzey güney doğrultusunda kemerlerle kareye dönüştürülerek kubbeyle örtülen mekana bağlanmaktadır. Orta sahın tonozlu iki bölümle caminin kuzey kapısında son bulmaktadır. Bu kapıya camiden basamakla çıkılmaktadır.

Tuğladan yapılan dışı sonradan moloz taşla kaplanan mihrab önü kubbesine üçgenlerle geçilmektedir. Kubbe yüzeyine dört yönde kare şeklinde pencereler açılmıştır. Düz bir korniş sıvayla kaplanmış kubbe yüzeyini etek kısmında sınırlamaktadır. Kubbe basit profilli sivri kemerlerle üç yönde harime açılmaktadır.

Mihrab önü kubbesi kuzeye doğru sivri beşik tonozlu bir bölüm ile ilerlemekte, bunu da kemerlerle kareye dönüştürülen, pandantiflerle geçişin sağlandığı kubbeli bir mekan takip etmektedir. Mihrab önü kubbesinden daha küçük olan ve avluya tekabül eden mekanın kubbe eteğinin dört yönünde pencereler yer almaktadır. Bu bölümün zemininde restorasyon sırasında birde kuyu ortaya çıkarılmıştır. Bu mekandan kuzeye doğru uzanan her iki bölüm de kıble duvarına dik uzanan sivri beşik tonozlarla örtülmüştür

Girişin sağ tarafında tekne tonozla örtülü bir mekan bulunmaktadır. Camiye doğu ve güney yönlerinde araları camekanla kapatılan basık kemerlerle açılan bu mekan ile güneyinde kalan kısım batıdaki sahnı meydana getirmektedir. Bu sahnın medrese tarafında, batı duvarında bulunan, yan yana dikdörtgen iki açıklık, demir doğrama ile iki kapı haline getirilmiştir. Buradan kuzeye doğru devam eden iki ayak üzerinde yükselen basit profilli sivri kemerli üç açıklık camiyi medreseye bağlamaktadır. Bu kemerlerin araları da camekanla kapatılmıştır

Cami doğu duvarından ilk ayağa kadar kıble duvarına paralel olarak beşik tonozla örtülü uzanan birinci bölümü mihraba dik beşik tonozlu bir ikinci bölüm takip etmektedir. Bu ayaktan daha kuzey batıda bulunan kubbe ayağına diyagonal bir şekilde, hafifçe dışa taşarak oturan kemer, ikinci ayak hizasına kadar uzanan söz konusu tonozu içten desteklemektedir. Kıble duvarına paralel uzanan ikinci sahında da ayaklar hem kuzey-güney, hem de doğu-batı doğrultusunda kemerlerle birbirlerine bağlanmaktadır. Yine kıble duvarına paralel olarak uzanan beşik tonozlu üçüncü sahın, orta sahnın ortasındaki kubbeli mekana kadar devam etmektedir. Beşinci sahnın kuzey-doğu köşesi kesilerek bu kısma bir kapı açılmıştır.

Dikdörtgen formlu mihrabın yapım tarihi ve ustası bilinmemektedir. Kayseri’de bilinen tek mozaik çinili mihrab olması bakımından önemlidir. Caminin kıble duvarında orta akstan 30 cm. kadar doğuya kaydırılan mihrabı; dikdörtgen şeklinde, üzerinde dendenları olan, çini süslemelidir. Restorasyon sırasında ortaya çıkan caminin asıl taş mihrabının üzerine sonradan çini mozaik tekniğinde yapılmıştır.

Dikdörtgen şeklindeki mihrabı üstte taçlandıran beş dendan da firuze zemin üzerine mor palmet ve kıvrık dallardan meydana gelen bitkisel motifler yer almaktadır. Mihrabı ikisi dar, biri geniş olmak üzere üç bordür yanlarda ve üstte dolaşmaktadır. Bu bordürlerin zeminden 3.00 metre yüksekliğe kadar bozulduğu ve üzerlerinin çini süslemeleri taklit eden kalemişleri ile boyandığı görülmektedir

Birinci dar bordürde firuze ve mor renkte kare şeklinde çinilerin damalı bir kompozisyon meydana getirdikleri iki kaval silmenin birbirine geçmeler yaptığı görülmektedir. Dar bordür bu gün mermer taklidi taş sütuncelere dayanmaktadır. İkinci dar bordür, mor renkte kıvrık dallar ve palmetler üzerine nesih yazıya sahiptir. Yazı yanlarda firuze, üstte mor renktedir. Beyaz alçı zemin belli olmaktadır. Üçüncü ve geniş bordürde, firuze renkli çinili şeritlerin kesişerek meydana getirdiği on kollu yıldızların arasında mor çinilerden palmetler yer almaktadır.

Mihrab nişinin üstünde yer alan dikdörtgen şeklindeki firuze renkli bitkisel motifli zeminin üzerinde mor kufi yazı (Tövbe suresinin 18. ayeti kerimesi) bulunmaktadır. Bunu çevreleyen dar bordürlerden dıştakinde geometrik örgü, içtekinde bitkisel geçmeli bir kompozisyon görülmektedir.

Mihrabın köşeliklerinde üzerinde mor, firuze renkte geometrik geçmelerin bulunduğu kaval silme birer düğüm yapmakta ve düğümlerin ortasında da firuze renkte ajurlu iki kabara yer almaktadır.

Sivri kemerli az derin niş açık maviye boyanmıştır. Mihrap kavsarası beş sıra mukarnaslıdır. Dikdörtgen şeklindeki mihrap nişinin yan ve orta yüzeyinin yanlarında yer alan üçgen alanlar mukarnaslarla hareketlendirilmiştir. Üstte mor, firuze renkte çinili ilk iki sıra dışında mukarnaslar koyu maviye boyanmıştır. Nişin üst kısmındaki üçgen alanı bitkisel süslemeli kare şeklinde XVI. Yüz yıl Osmanlı çinileri kaplamaktadır. Bunun altında beş sıra mukarnaslı sarıya boyanmış üç yüzlü mihrabiye yer almaktadır. Nişin yanlarındaki bordürlerde görülen çini taklidi kalemişi süslemeler son zamanlara aittir.

Selçuklu geleneğini gerek teknikte gerekse motiflerde yaşatan bu mihrabın konuyla ilgilenen sanat tarihçileri tarafından genel olarak XIII. yüzyıl sonlarına tarihlendirildiği görülmektedir.

Mihrabın 1210-11 yıllarında yapılan tamir sırasında camiye eklenmesini hemen bütün araştırmacılar erken olarak görmektedir. Bitkisel motiflerin gelişmiş, irileşmiş, netleşmiş görünüşleri ve mozaik çini tekniğinde çok sayıdaki mihrab örneği, bu mihrabın XIII. yüzyıl sonlarına tarihlenmesine sebep olmuştur. Bu açıdan düşünüldüğünde varılan sonuç pek de hatalı görünmemektedir.

Kölük camisi mihrabının gerek bezeme ve form, gerekse boyutlarının büyüklüğü ile onarım tarihi dikkate alındığında 1335 yılı uygun görülmektedir

Minberi yakın zamanlara aittir.

Minaresi; yapının çatısı üzerinde küçük avlu, kubbe ile medresenin avlu açıklığının arasına sonradan yapılmıştır. Kayseri’de çok görülen köşk minare adı verilen tiptedir. Kare şeklinde altı sütun kaş kemerlerle birbirine bağlanmakta, üzerinde kesme taştan sivri kule şeklinde yükselen bir çatıyla nihayetlenmektedir. Kulenin alt yüzünde küçük sivri kemerli dikdörtgen delikler yer almaktadır

Minareye medresenin üst kısmında bulunan batı revakın güneyindeki merdivenlerle çıkılmaktadır.

Süslemesi: Genel hatları ile çok sade olan yapının en süslü elemanı sonradan camiye eklenen çini mihrabıdır. Geometrik ve bitkisel bezemenin mozaik çini tekniği ile bir arada kullanılmıştır. Bunun dışında cami ve medrese kısmında herhangi bir süslemeye rastlanmamıştır.

Yalnız caminin kuzey-doğu taç kapısı ve kuzey kapısında taş üzerine alçak kabartmalar dikkati çekmektedir. Caminin kuzey kapısının yegane süslemesi sivri kemerli alınlığın kare şeklindeki panosu üzerinde iri kabartmalar halinde çiçek şeklindeki rozettir.

Köşe taç kapısında, geometrik süslemeler (taç üzerinde oyularak meydana getirilen yarım yıldızların belirli aralıklarla ilerlediği dış bordür, yine taş üzerinde oyularak ortaya çıkarı
lan geometrik geçmeli ikinci bordür), bitkisel süslemeler; (taç kapı kemerinde palmet dizileri, harap vaziyetteki kabaralar, fikir vermekten uzak olsa da bunların da bezemeli olduklarını göstermektedir.) görülmektedir. Diğer kapılardan farklı olarak kuzey-doğu taç kapının basık kemeri alt kısımda dilimlidir.

Malzeme ve teknik : Yapının beden duvarlarında kesme taş kullanılmış olmakla birlikte mihrabönü kubbesinde moloz taş örgü ve bunun üstünde kıvrılarak kubbenin tepesine kadar çıkan taş basamaklar dikkati çekmektedir.

Yapıda uygulanan kemerler genel olarak çift merkezli sivri kemerdir. Bunlar basit profilli olarak birbirini takip ederek kalın ayaklara oturmaktadır. Kesme taştan yapılan bu kemerler dışında hücre kapılarında yer alan basık kemerler yekpare taştan meydana gelmiştir

Kölük cami ve medresesinde farklı onarım yıllarına ait farklı malzemeler dikkati çekmektedir. Dış duvarlarında kesme taş kullanılmışsa da yer yer eğrilikler ve kaba bir işçilik kendini göstermektedir. Batı duvarında yer alan pencerelerin etrafındaki moloz taşlar hemen bütün cephelerde dikkati çeken gelişigüzel yerleştirilmiş kesme taşlar ve moloz taşlar arasında kendini gösteren kalın harçlar özensiz bir işçiliğin göstergesidir.

İç kısmında duvarlar kemer üzengileri hizasına kadar sıvalı ve badanalıdır. Bunların altında genelde yeni kesme taş kullanılmışsa da medrese eyvanının duvarları moloz taştan meydana gelmiştir.

Kemer ve ayaklarda da kesme taş kullanılmıştır. Mihrab önü kubbesinde tuğla, orta kubbede ise moloz taş kullanılmıştır. Günümüzde bunların üstü sıvalıdır. Kubbenin dış kısmı ise moloz taş ile kaplanmıştır.

Aslında toprak örtülü bir dama sahip olan yapının üzeri ahşapla örtülüp sacla kaplanmıştır

Pencerelerin büyük bir kısmında demir parmaklıklar göze çarpmaktadır. Ahşap kapı kanatları onarımlar sırasında yenilenmiştir

Kölük camisinin mimari kompozisyonu ve plan elemanlarının düzenlenişi Anadolu Selçuklu mimarisinde pek karşılaşılmayan bir takım özellikleri sahiptir. Medrese ile homojen bir biçimde, harimden birbirine bağlantılı olarak yapılması, mihrab önü kubbesi, devamında açıklığa yönelen beşik tonozlu bölüm ve üzeri sonradan kapatılmış küçük avlu düzenlemesi gibi hususiyetler dolayısıyla farklılıklar göstermektedir.

Caminin planında geçirdiği onarımlar sonucu bazı değişiklikler olmuştur

Kitabesi: Kitabelerin en eskisi kuzey-doğu taç kapısının üzerinde yer almaktadır. Dikdörtgen şeklindeki taş kitabe Selçuklu sülüsü ile üç satır halinde kabartma yazı şeklindedir. Kitabede “bu binayı Keyhüsrev’in oğlu, dünya ve dinin şerefi, fetihler sahibi, mü’minlerin emirinin ortağı, büyük sultan Keykavus’un hakimiyeti zamanında Allah’ın en zayıf kulu, iffetli kadın, Yağıbasanoğlu Mahmud’un kızı Atsız Elti Hatun (1210-11) yılında onartmıştır” yazılıdır.

Caminin kuzey kapısının üzerinde sivri kemerli bir niş içerisinde iri rozetin üstünde taş üzerine kabartma olarak üç satır halinde yazılı dikdörtgen şeklinde bir kitabe bulunmaktadır.1325 Rumi tarihini taşıyan ve bir tamiri gösteren kitabede; “Esirgeyen, bağışlayan Allah’ın adıyla, Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inananlar ve namazını kılanlar imar ederler. Sene 1325” yazılıdır.

Tarihlendirme : Kitabelerden; yapının 1210-11 yılında tamir edildiği, H. 735/ M. 1335 yılında Vakfiyesine göre Kölük Şemseddin tarafından tamir ettirildiği anlaşılmaktadır. Yapıda onarımın boyutları ve hangi elemanların onarıldığı konusunda kesin bir şeyler söylemek mümkün olamamaktadır. Örtü sistemi, kemerleri, duvarların büyük bir kısmının tahrip olduğu düşünülmektedir. Tahrip olan bu bölümlerin çinili mihrab da dahil olmak üzere yenilendiği gözlenmektedir. Kayseri’deki benzer örnekler ve kitabelerden çıkarılan sonuca göre yapının XII. Yüz yıl ilk yarısında yapıldığı söylenebilir.

İlginize Çekebilir

Bünyan Ulu Cami

Bünyan Ulu Cami

Kayseri’nin Bünyan ilçesinde bulunan, Anadolu Selçuklu dönemine ait yapının kitâbesinde kırıklar olması sebebiyle inşa tarihi …

bir yorum

  1. ferhatcicek

    Yerel geleneğin dışında abidevi bir çini mihraba sahip olan Gülük Cami, bu özelliği ile Kayseri eserleri arasında ayrıcalıklı bir konuma sahiptir.

    Gülük Cami, Kayseri ili Melikgazi ilçesi Gülük Mahallesi’nde yer alır. Danişmentliler döneminde yaptırılan Gülük Külliyesi, cami medrese ve onların hemen yanında yer alan ve günümüzde bulunmayan hamamdan oluşmaktadır.

    Külliyenin veya caminin inşa tarihini ve banisini belirten bir kitabesi yoktur. Yapı üzerinde bulunan iki kitabeden daha eski olanı kuzeydoğu cephede yer alan ve sonradan eklenen taçkapı üzerindedir. Bu kitabeye göre yapılar 1211 yılında Sultan Mehmet Melik Gazi’nin yeğeni olan Yağıbasan Mahmut kızı Atsız Elti Hatun tarafından onartılmıştır. Taçkapı üzerindeki bu kitabe üç satırdan ibaret olup, Selçuklu sülüsü ile yazılan kitabesinin Türkçesi şöyledir: “Bu binayı Keyhüsrev’in oğlu, dünya ve dinin şerefi, fetihler sahibi, Müminlerin Emiri’nin ortağı, büyük Sultan Keykavus’un hakimiyeti zamanında, Allah’ın en zayıf kulu, iffetli kadın, Yağıbasan oğlu Mahmud’un kızı Atsuz Elti Hatun 607 (1210) yılında onartmıştır.”

    1334 tarihinde meydana gelen deprem sonucu zarar gören yapı, ikinci defa 1335 yılında Alemuddin oğlu Külek tarafından onartılmıştır. Onarım ile beraber cami için düzenlenen vakfiyesinde birçok arazi giderlerini karşılamak amacıyla camiye vakfedilmiştir. Bu vakıfnamede medreseden bahsedilmemektedir. Bunun muhtemel sebebi, deprem ile yıkılmış olan medresenin onartılmayarak bir bölümü ile cami harimi içine dahil edilmiş olabileceğidir. Bu durumda medrese 1335 yılından sonra bir daha kullanılmamıştır. Ancak 1970’li yıllarda yapılan restorasyon çalışmalarında cami içinde sondaj çalışmaları ve araştırmalar yapılarak toprak altında kalan bölümler ortaya çıkartılmıştır. Bu şekilde medresenin varlığı anlaşılabilmiştir.

    Mimari Yapısı

    Eser tümü ile 34×25,5 metre ölçülerinde enine dikdörtgen bir alanı kaplamaktadır. Caminin ince yönü blok taşlarla inşa edilmiş olup; değişik onarımların izleri oldukça belirgindir.

    Binanın güney cephe duvarında iki alt ve üç üst penceresi bulunmaktadır. Bu pencerelerden biri alt ve üst cami bölümüne diğerleri ise medrese bölümüne aittir. Batı cephesinde yer alan alt pencere ise iki katlı medresenin üst odalarına aittir. Doğu cephe duvarı ise zeminde 2,5 metre yükseklikte dört adet dikdörtgen pencere vardır.

    Caminin kuzey cephe duvarı ise caminin ve medresenin ön cephe duvarıdır. Bu cephede, kuzey doğusunda bulunan ve Atsuz Elti Hatun tarafından yaptırılan Taçkapı, ondan sağa (batıya) doğru 11 metre uzaklıkta cami kapısı ve cami kapısından yaklaşık 8 metre uzaklıkta ise medresenin giriş kapısı bulunmaktadır.

    Cami kapısının kemeri, dokuz ince yonu taşından meydana gelmiş olup; hemen üzerinde bir rozet ve 1335 tarihli onarıma ait kitabe bulunmaktadır. Cami kapısının kemerindeki üzengi taşları profillidir.

    Cami girişinde aynı zamanda mihrap aksının bulunduğu ve kuzey-güney doğrultusundaki derinliği 22.66 m., genişliği ise 5.56 ile 5.80 m. arasında değişen bir sahına rastlanmaktadır. Bu sahın güneyinde mihrap, kuzeyinde kapı, doğu ve batı yönlerinde ise ayaklar ve kemerlerle sınırlandırılan orta sahın durumundadır.

    Caminin giriş bölümü 45,54 m. genişliğinde, 3,73 m. derinliğinde olup, bu bölümün döşemesi cami döşemesinden 58 cm. yüksekliktedir. Bu bölümün üstü mihrap doğrultusunda dik olarak uzanan çift merkezli beşik tonoz örtmektedir.

    Caminin avlu mekanı doğu ve batı yönlerinde değişik açıklıktaki üç kemer ve dörder ayakla sınırlandırılmış olup, üstü yine giriş bölümünde olduğu gibi çift merkezli beşik tonoz ile örtülüdür. Bu tonozun orta kısmında 3,80×5,80 m. ölçüsünde dikdörtgen bir açıklık vardır. İlk hali Selçuklu mimarisinde görülen ve cami ortasında bir açıklık (ışıklık) olduğu tespit edilmiştir. Bu açıklık sonradan doğu ve batı yönlerine yapılan ek kemerlerle kareye dönüştürülmüş ve buraya 3,60 m. çapında bir kubbe yapılmıştır.

    Caminin mihrabının bulunduğu bölüm 5,50×5,56 metre ölçüsünde kare mekandır. Doğu, batı ve kuzey yönleri kemer ve ayaklarla sınırlandırılmış olup, güney duvarında kubbe eteğine kadar yükselen çini mihrap bulunur. Mihrap üstü kubbesi güney duvar ile doğu, batı ve kuzey yönlerindeki kemerlerin aralarında yer alan trompvari şekilde tuğladan inşa edilmiş üçgen nişlere oturmaktadır.

    Bu bölümün kıble duvarında bulunan mozaik çini mihrap, anıtsal boyutlara ulaşmış ölçüleri ve dekoratif görünüşü ile bütün mekâna hakim bir unsur olarak belirmektedir. Kubbe eteğine kadar çıkarak 7,32 m. yüksekliğe ulaşan 4,20 m. genişliğindeki bu muhteşem mihrap sağ tarafında bulunan 90 cm. enindeki minbere yer açmak amacıyla 30 cm. kadar sol tarafa yanaştırılarak akstan kaydırılmıştır. Mimari süslemede çiniyi yer yer kullanmış olmakla birlikte, daha ziyade mahalli bir malzeme olan taşı benimsemiş bulunan Kayseri’de mahalli geleneğin dışına çıkılarak ortaya konmuş böylesine muhteşem bir eserin varlığı, mozaik çini mihrapların bir gelenek halinde inşa edildiği Konya ile bir bağlantı kurmak suretiyle açıklanabilir. Yapım tarihi ve ustası kesin olarak bilinmeyen bu mihrap sanat tarihi araştırmacıları tarafından 13. yüzyılın ikinci yansına veya sonlarına tarihlendirilmektedir.

    Taçkapı

    Atsuz Elti Hatun tarafından yaptırılan onarımda kuzey cephe ile doğu cephe duvarlarının bitiştiği köşe 45 derecelik pahla kesilmiş ve meydana gelen yüze 4,09 m. genişliğinde, 6,76 m. yüksekliğinde bir taçkapı inşa edilmiştir.

    Taçkapının en dışında 18 cm. genişliğinde düz bordür vardır. Taçkapıyı çepeçevre kuşatan ve bunun iç kısmında yer alan 24 cm. genişlikte, 6 cm. derinlikteki iç bükey bordürün içi birbirini takip eden üç köşeli yarım yıldızlarla süslenmiştir. Bunun iç kısmında yüzeyi geometrik geçmeli bir örgü motifi ile dekore edilmiş 23,5 cm. genişliğindeki bordür vardır. Bu motifte 2 cm. genişliğindeki taş şeritlerin muhtelif yönlere uzantılarından sekizgen, beşgen gibi çeşitli geometrik şekiller meydana gelmiş ve bu şekiller de yüzeyden 1 cm. kadar kazılarak ışık-gölge kontrastı temin edilmiştir. Bu bordürün iç tarafında eşik kotundan 2,50 m’ye kadar yükselen ve giriş nişinin her iki yanında yer alan silindirik sütunçeler bulunmaktadır. Bu sütunçeler yarım daire şeklinde sütun başlıkları ile son bulmaktadır.

Bir cevap yazın

X